Allah'ı korkulan, yasakçı bir üslupla anlatan; ayıp, yasak, günah üslubu kullanan ebeveynler, çocuklarını Allah'tan soğutur. Allah anlatılırken sevgi veren, yaratan, koruyan vs. vasıfları öğretilmeli. Çocuğa anlatacağınız şeyleri yaşamak ve göstermek en güzel eğitimdir. Çocuğun sorularına da yaşına uygun ve basit cevaplar vermeyi unutmayın.
Çocuklar 3 temel duygu ihtiyacıyla doğarlar. Bunlar bağlanma, güven ve sevgidir. Bu temel duygular karşılandığı zaman çocukta sağlıklı yapı gelişir. Bu duygulardan önce korku ile tanışan çocukta kaygılı yapı oluşur. Allah bilinci verilirken Allah'ı korkulacak ve cezalandıran bir otorite olarak değil de yaratan, yaşatan, seven, koruyan, gözeten, sahip olduğumuz her şeyi bize veren güçlü bir zat olarak tanıtmalıyız çocuğumuza. Nasıl ki çocuğun annesini, babasını ve hayatı güzel duygularla tanıması önemliyse Allah'ı aynı duygularla tanıması da bir o kadar önemlidir.
Çocuğa Allah anlatılırken anne babanın sevgi dolu, anlayışlı, yapıcı ve pozitif yaklaşım sergilemesi gerekmektedir. Zira insan fıtratı gereği sevgiye ve sevdiğinden gelen her şeye yakınlaşır. Korkudan ve korktuğu kimseden gelenlerden sakınır, uzaklaşır.
Çocuğa Allah'ı korkulan, kural koyan ve yasaklayan olarak tanıtmamalı ve ayıp, yasak, günah üslubu kullanılmamalıdır. Bu yaklaşımlar çocuğu direkt olarak Allah'tan soğutan ya da korktuğundan dolayı boyun eğen, fakat bununla birlikte çocukta anksiyeteli yapı oluşmasına zemin hazırlayan yaklaşımlardır. Hatta anne babasından korkarak ve onların kurallarına uymak zorunda kalarak büyüyen çocukların zamanla ebeveynlerine ve kurallara baş kaldırdığı ya da ebeveyninin yanında kurallara uyduğunu fakat onların olmadığı ortamlarda sınırları zorlayacak kadar istediklerini yaptıklarına dair örnekleri çevremizde görmekteyiz.
Bir danışanım çocuğunun Allah'a küfrettiği ve onu hiç sevmediği şikayetiyle gelmişti. Aile önceden çocuklarının böyle olmadığını, bu durumun zamanla oluştuğunu ve ne yaparlarsa yapsınlar çocuklarının bu tepkisel tutumunu değiştiremediklerinden yakınıyorlardı.
Yaptığım değerlendirme sonucuna göre çocukları el bebek gül bebek yetişmiş, 4 yaşına gelince kardeşi olmuş, onu çok kıskanarak kardeşine zarar vermeye başlamış olduğunu öğrendim. Çocuğun "Nerden geldi bu çocuk?" sorusuna ailesi her seferinde Allah verdi, diye cevaplıyor. Çocuk kardeşine zarar verdiği her anda anne babası "Allah kızar, seni sevmez." yanıtı veriyordu. Çocuğun kardeşine zarar vermesi sonlanıyor diye aile bunu çok kullanıyordu. Çocuk, saltanatını sarsan kardeşini onlara veren ve kardeşine zarar verince kendini cezalandıracağına inandığı zattan zamanla nefret etmeye ve uzaklaşmaya başlamıştı. Belki de bir ömür Allah'ı hakkıyla tanıyamayacaktı.
Çocuğu yetiştirirken gelişim basamaklarını ve çocuk psikolojisini bilmek çok önemlidir. Bazen doğru olan şeylerin yanlış yolla yanlış şekilde öğretildiğine şahit olabiliyoruz.
Çocukta merak duygusu 3 yaştan itibaren başlar. Çocuğun hayatı ve kendini anlamlandırmaya dair sorduğu soruları yaşına uygun bir şekilde cevaplamak çok önemlidir. Çocukta vicdan gelişimi ise 6 yaştan itibaren başlar. 6 yaş öncesinde kurallar ve yasaklar minimal bir dozda öğretilmelidir.
Ne yapabilirsiniz?
6 yaştan itibaren yapılması gerekenler:
Doğru-yanlış, iyi-kötü, cennet-cehennem, sevap-günah kavramları doğru üslupla anlatılmalı.
Allah korkusu tedrici olarak öğretilmelidir.
Çocuklar her yaşta rol modele ihtiyaç duyarlar. Model alacakları kahramanları ve idolleri taklit ederler. Peygamberlerin, sahabelerin hayatlarına dair dini kitapların alınması ve okumalarının teşvik edilmesi faydalı olur.
Küçük, basit dualar ezberletilebilir ve her ezberlediği dua için bir ödül verilebilir.
Tabiat, hayvanlar, çiçekler, bedenimiz, gökyüzü, su vs. tanıtılmalı, üzerine tartışılmalı ve bunların hepsini Allah'ın bize verdiği anlatılmalı, bizden şükür istediği söylenmeli.
Bayram günleri, kandil geceleri kutlanmalı, dini içerikli hediyeler verilmeli, onun da başkalarına vermesi teşvik edilmeli.
Başkalarına iyilik yapılması teşvik edilmeli ve Allah'ın bunun için bizi mükafatlandıracağı söylenmeli.
"Allah nerede?" diye soran çocuğunuza şu cevabı verebilirsiniz: O bizi her nerde olursak olalım, seviyor ve koruyor. (6 yaştan küçük çocuklar için) Allah'ın belli bir mekanı yoktur. Her yerdedir. O bizim duyu organlarımızla algılayabileceğimiz bir halde değildir. Asıl olan Allah'ın sevgisinin kalbimizde olmasıdır. (6 yaştan büyük çocuklar için)
Çocukların en bariz özelliği taklitçiliktir. Çocuklar anne babalarını taklit ederek birey olmayı öğrenirler. Anne babalar çocuklarının nasıl olmasını istiyorlarsa öyle yaşamalıdırlar.
Basit masal ve dini hikayeler anlatılarak Allah sevgisi ve koruyuculuğu öğretilebilir. (Psikolog Ayşe ÖZDEN'in yazısı) 2 aralık 2010 ZAMAN |
Atatürk Döneminde Kutlu Doğum Milli Bayram Kabul Edilmiş
TBMM'de önceki gün Meclis Başkanı M.Ali ŞAHİN, Başbakan Tayyib ERDOĞAN tarafından açılışı yapılan "90 yılda 90 belge" isimli sergide ilginç bir belgeye yer verildi. Türk Demokrasi tarihini gözler önüne seren belgeler arasında Meclis'in Peygamber Efendimiz'in (SAV) doğum gününü milli bayram olarak kabul etmesi yer alıyor. "12 Rebiülevvel gecesiyle gününün Milli Bayram olmasına dair teklif ile kanun metni" başllıklı belgenin hikayesi oldukça ilginç. Saltanat, Cumhuriyet'in ilanından önce 1 Kasım 1922'de kaldırılmıştı. Bir gün sonra yani 2 Kasım tarihi 12 Rebiülevvel'e yani İslam Peygamberi'nin doğum gününe denk geldi. Aynı gece Mevlid Kandili kutlanacaktı. Yozgat mebusu Süleyman Sırrı Bey, hem alınan kararları kutlamak hem de Mevlid-i Nebevi'yi anmak için dua okunmasını, bir de top atılmasını önerdi. Burdur mebusu İsmail Suphi Bey'in önerisi ise ilgi çekici idi. Bu günün milli bayram olmasını teklif etti. İcra Vekili Reisi Rauf Bey, her iki teklifi de birleştirerek 1-2 Kasım gecesi ve ertesi günün "milli bayram" olmasını önerdi. Bu teklif Meclisi oluşturan milletvekilleri tarafından sevinçle karşılandı. Yapılan oylamada da kabul gördü. Rauf Bey'in teklifi meclis'te müzakere edildikten sonra 24 Ekim 1923'te kabul edildi.
Hz. Muhammed'in doğum günün milli bayram kabul edilmesi Cumhuriyet'in ilanıyla aynı günlere denk geldi. Bu kanundan 5 gün sonra 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet ilan edildi. İki kutlamanın tarihlerinin yakın olmasının "Hakimiyet Bayramı'nı" gölgede bıraktırarak, unutturduğu öne sürülüyor. Hakimiyet Bayramı, tam 12 yıl yürürlükte kalmasına rağmen hiçbir zaman kutlanmayan bayram olarak da tarihe geçti. 12 Rebiülevvel Gecesiyle Gününün Milli Bayram Adinde Dair Kanun şöyle: Leyle-i Viladeti Hazreti Risaletpenahiye müsadif olup Türkiye'de saltanat'ı şahsiyenin ilgasıyla hukuk-ı saltanatın uhde-i millete istikrarını ve hakimiyet-i milliyenin teessüsünü suret-i katiyede tespit eyleyen kararın Türkiye Büyük Millet Meclisi'nce kabul edeldiği 12 Rebiülevvel gecesi ile günü Hakimiyet Bayramı addolunmuştur. 7 OCAK 2010 Perşembe ZAMAN |